Sitemizdekiler
- Ekonomik Yapısı
- Turizm
- Kültür
- Ören Yerleri
- Tarihi Yapıtlar
|
|
|
Haberlerimiz
|
"KARİA, KARİALILAR VE MYLASA" SEMPOZYUMU.
(2008/9/5)
|
|
Cumhuriyet Gazetesi Milas Temsilciliği’nce düzenlenen ve Milas Belediyesi’nce sponsorluğu üstlenilen “Karia, Karialılar ve Mylasa” Sempozyumu, 3 Eylül Çarşamba günü saat 10.00’da Milashan Otel Toplantı Salonu’nda başladı..İki Gün süren Sempozyumun ilk oturumunun konuşmacıları Prof. Dr. W. Blümel, Prof. Dr. F. Rumschaid ve Dr. Fede Berti idi.Sempozyum, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklâl Marşımızın okunması ile başladı. Milas Kaymakamı Şahin Aslan, Milas Belediye Başkanı Hürol Önder ve eski Belediye Başkanı Dr. Mustafa Tireli’nin protokol sıralarında yeraldığı sempozyumun açılış konuşmasını Gazeteci Arkadaşımız Olcay Akdeniz yaptı.Akdeniz, bütün konuklara ‘hoşgeldiniz’ dedikten sonra, böyle bir sempozyumun Milas’ta ilk olduğunu belirtti ve bu sempozyumları, Milas Belediyesi’nin destekleriyle gelecek yıllarda da sürdürmek istediklerini kaydetti. Olcay Akdeniz, konuklar huzurunda Belediye Başkanı Önder’den söz aldıktan sonra, Karia ile ilgili sempozyum sonrasında, Menteşe Beyliği’nin “bu durumdan alınacağı”nı belirterek, benzer bir sempozyumun Menteşe Beyliği için de, geleneksel bir şekilde gerçekleştirilmesi ve buna da Belediye’nin desteğini Başkan Önder’e onaylattı. Daha sonra Olcay Akdeniz, Milas Müzesi’nin ve Muğla Üniversitesi’ne bağlı Restorasyon ve Taş İşlemeciliği bölümlerinin kuruluş öyküsünü ve bu konudaki girişimlerini anlattı ve Milas’a bir Arkeoloji Fakültesi’nin mutlaka kurulması ve bunun için kararlı bir çalışma yürütmek gerektiği üzerinde durdu. Olcay Akdeniz, daha sonra, uzun uzun hikâyesini anlattığı Amazonların “Altın Balta”sının Karia’nın başkenti Milas’a getirildiği söylencesinden hareketle “Altın Balta’nın bulunması” figürünün, Milas’ta çalışma yapan arkeologlar için bir bilim ışığı olması gerektiğini belirtip sempozyumun gerçekleşmesi için katkı veren ve katılan herkese teşekkür etti ve etkinliğin sponsorluğunu üstlenerek gerçekleşmesi için büyük katkı sunan Belediye Başkanı Hürol Önder’i kürsüye davet etti. Hürol Önder, “Karia medeniyetine başkentlik yapmış, hâlâ her tarafından tarihi buluntular çıkan bir kentin yöneticisi olarak hepinize hoşgeldiniz diyorum” diyerek başladığı konuşmasına, “Bu kentte doğup büyümüş biri olarak, Olcay’ın da biraz önce anlattığı gibi define hikâyeleriyle büyüdük. Hatta pekçok çocuk gibi ben de o zamanlar, bize ait tarlanın orasını burasını, bir şeyler bulma uğruna kazdığımı hatırlarım” dedi. Önder, daha sonra, “Bu sempozyumun gerçekleştirilmesini bizlerin göreviydi” diyerek, katılan herkese tekrar hoşgeldiniz dedi.Daha sonra kürsüye, 01.09.2008 Pazartesi günü göreve başlayan Milas Kaymakamı Şahin Aslan geldi. İlçemizde böyle bir toplantıya ilk kez katılan Aslan, beklenmedik bir şekilde, yabancı konukların çokluğunu göz önüne alarak, konuşmasına İngilizce olarak başlayıp son derece akıcı bir İngilizceyle konuklara hoş geldiniz dedi ve sempozyum çalışmasında başarılar diledi. Daha sonra Türkçe olarak bir tarih kenti olan Milas’ta göreve başlamış olmanın kendisi için önemli bir değişiklik olduğunu belirtti ve “Tarih, sonsuza doğru akan bir nehirdir. Bizden sonraki nesillere bu nehri temiz bırakmak için bizlere görevler düşüyor. Bunu en iyi şekilde yapmakla görevliyiz” dedi.Daha sonra Sempozyum’un ilk oturumunun konuşmacıları Prof. Dr. W. Blümel, Prof. Dr. F. Rumschaid ve Dr. Fede Berti, masaya davet edildiler. İlk konuşmayı Prof. Dr. W. Blümel yaptı. Yabancı bilim adamlarının konuşmaları, simultane çeviri sistemi olmadığı için, konuşmacının konuşmasının belli bölümlerinde ara vermesi ve bu arada Türkçe’ye de çevrilmesi şeklinde gerçekleştirildi.Alman Arkeolog Prof. Dr. W. Blümel, 20 yıldır Milas’taki yazılar üzerine çalışma yapmak üzere Türkiye’ye geldiğini, bu çalışmaları sırasında Yrd. Doç. Abuzer Kızıl, Olcay Akdeniz ve Prof. Ender Varinlioğlu başta olmak üzere pek çok kişinin ve Milaslıların kendisine yardımcı olduklarını belirtti. Bölgede pek çok dilde yazıtlar olduğunu belirten Prof. Blümel, kendisinin bunlardan yalnızca antik Yunanca ve Kar dilinde yazılan yapıtlarla ilgilendiğini, bu yapıtların çoğunlukla o dönemde yaşamış halkın yaşamına dair bilgiler verdiğini ve bu yapıtların M.Ö. 4. bin yıla kadar bir tarih dilimini kapsadığını belirtti. Prof. Blümel daha sonra slayt eşliğinde Milas’ta bulunmuş çeşitli yapıtlar ve değindiği konular hakkında bilgi verdi.Prof. Blümel’in sunumunun sonrasında kürsüye gelen Alman arkeolog Prof. Dr. F. Rumschaid, 4 yıl Milas’ta 6’şar haftalık yüzey araştırmaları yaptığını ve 2005 yılında Milas Müzesi’nde de çalıştığını belirtti ve bu sempozyumda, bu çalışmalarının “Antik Mylasa ve Su” ile ilgili bölümüne dair bir sunum yapacağını söyledi.Çok eski yıllarda çekilmiş bir Baltalı Kapı fotoğrafının sunumuyla konuşmasına başlayan ve bütün konuşmasını Türkçe olarak yapan Prof. Rumschaid, bu fotoğrafta, şimdi Pazaryeri’nin bulunduğu yerde görülen bir Osmanlı Çeşme’sine işaret ederek, şimdi bu çeşmenin olmadığını ve herhangi bir bilgi de bulunmadığını belirtti, ancak bu çeşmenin varlığından hareketle Baltalıkapı’nın aslında Milas’ın antik su yolunun bir parçası olduğunun rahatlıkla söylenebileceğini belirtti. Daha sonra, ayrıntılı ve krokilerle beslenmiş ve Milas ve ova haritası üzerindeki yerlerini de belirterek, slayt eşliğindeki sunumunda Prof. Rumschaid, Milas’ta bilinen ve olası su kaynaklarının yerlerini ve bunların Milas’a geliş güzergah ve biçimlerini anlatan geniş bir sunum yaptı. Baltalıkapı’nın, Ova’da mevcut su kemerlerinin kent içindeki iki kolundan birinin parçası olduğunu ve yan sütunlar üzerindeki kaidenin sütün başlığındaki yaprak motifi şeklinde süslemelerin, Aphrodisias’takilerle çok büyük benzerlik taşıdığını belirten Prof. Rumschaid buradan hareketle, Baltalıkapı’nın M.S. 120 ile 140 yılları arasına tarihlenebileceğini de sözlerine ekledi. Antik Milas’taki, şu anda Şevketiye ve Ahmet Çavuş mahallelerindeki hamam kalıntıları ile ilgili olarak da bilgi veren Prof. Rumcshaid’ın sunumu sonrasında sempozyuma 10 dakika ara verildi ve daha sonra, uzun yıllardır İasos Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarını yürüten İtalyan Arkeolog Dr. Fede Berti kürsüye geldi. Dr.Berti’nin İtalyanca yaptığı sunum, kısa aralıklarla Türkçeye çevrildi. Dr. Fede Berti, İasos’un antik dönemdeki tarihiyle ilgili özet bilgi verdi ve İasos’taki kalıntıların çoğunun, bir kıyı kenti olan İasos’a gelen Yunanlıların Karyalı kadınlarla evlenerek buraya yerleştiğini gösterdiğini ve bunun başka kaynaklarca da daha sonra doğrulandığını, İasos’ta Karia dönemine ait buluntu ve yazıtların da bulunduğunu, ancak çoklukla görülen yazıtların antik Yunanca olduğunu belirtti.Dr. Berti, daha sonra İasos kazıları sırasında elde edilen buluntular hakkında ayrıntılı bilgi verdi.Dr. Fede Berti’nin konuşması sonrasında, öğle yemeği arası verildi ve sempozyumun öğleden sonraki bölümü, Milas Müzesi ve İasos Antik Kenti gezileriyle sürdü... Haber Kaynak: Coşkun EFENDİOĞLU Foto Kaynak : Milas Basın
|
|
|
|
|
|
|
Kısa Bir Milas turu
Milas gezisine İzmir yönünden de gelseniz, Bodrum yönünden de gelseniz, Milas müzesiyle başlamalı. Bünyesinde 27 antik şehri barındıran ilçenin müzesi 1.5 dönümlük bir alanı kaplar.Bahçesinde ve kapalı alanında, çevreden çıkarılmış çeşitli eserler sergilenir. Hemen karşısında, ilçenin en büyük camilerinden Ulu Cami görülebilir. Yolumuza tabakhane yönünde devam ederseniz Menteşe Beyliği döneminden kalan Ağa Camii camii çıkar karşınıza . Sağa dönüp yolu takip ederseniz ,bu yol sizi daha da eskilere doğru , Roma dönemine kadar götürür. Kilit taşı üzerindeki labrys yani çift yüzlü balta nedeniyle “Baltalı Kapı “denen kemer karşınızda kemer işlemeleri hala görülmeye değer asırlara inat. Geldiğiniz yönden dönüp postaneye çıkan yola girerseniz solunuzda , bir podyum üzerine oturtulmuş Zeus Karios Mabedini ya da ayakta kalmış olan tek sütununun ,üzerinde leylek yuvası olması nedeniyle , halkın deyimiyle Uzunyuva’yı görürsünüz.Aynı yoldan devam edip belediye binasının yanında ,Belen Camii ve onun biraz aşağısında 18.yy dan kalan Çöllüoğlu Hanını gezebilirsiniz. Bu yapılardaki malzeme çeşitliliği dikkat çekicidir. Gezinizde unutulmaması gereken yerlerden biri de Menteşe Beyliğinden kalan, 14.yy yapımı, Firuz Bey Camii yada Kurşunlu camii. Ters T planıyla ,dantel gibi işlenmiş mermer girişiyle ve muhteşem çini ve vitraylarıyla, sizin unutulmayan anılarınız arasına girmeye aday bir yerdir. Namaz vakti haricinde grupla gelirseniz, kapının üzerindeki telefonlardan hocanın kendisine ulaşıp camiyi ziyaret edebilirsiniz. Milas’taki şehirleşme her yüzyılda üst üste olduğundan birkaç metre yürüyerek birkaç yüzyıl değiştirme şansınız olabiliyor. Milas’ın en eski eserlerinden biri ne ulaşmak için Salı pazarının kurulduğu caddeye inip trafik ışıklarından sağa yönelirseniz, yukarıya çıktıkça ihtişamı artan bir yapı karşılayacaktır sizi. Gümüşkesen Mezarı.Dünyanın yedi harikasından biri olan Bodrumdaki Mausoleum’un küçük bir örneği olan bu yapının yanından ayrılmak istemeyeceksiniz .Geldiğiniz yönden dönüp trafik ışıklarından sağa dönerek devam ederseniz şehir merkezine ulaşacaksınız. Son ziyaret yerleri eski macar evleri. Macar ustalar tarafından yapılmış bu evler restore edilmiş ve rengarenk farklı mimarisiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Ziyaretinizi tamamladıktan sonra köfte yemeden ayrılmayın Milas’tan.
|
|
|
|
|
|
Etkinlik Takvimi
| Eylül 2008 |
| P |
S |
Ç |
P |
C |
C |
P |
| |
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
6 |
| 7 |
8 |
9 |
10 |
11 |
12 |
13 |
| 14 |
15 |
16 |
17 |
18 |
19 |
20 |
| 21 |
22 |
23 |
24 |
25 |
26 |
27 |
| 28 |
29 |
30 |
|
|
|
|
|
|