Milas, Sodra Dağı’nın eteklerinde kendi adıyla anılan ova üzerinde kurulmuş. Her ne kadar koruma altına alınsada yıpranmış görünen, geleneksel Türk Mimarisi’nin özelliklerini taşıyan pek çoğu iki katlı ahşap olan Milas evlerinin bacaları kimi dikdörtgen, kimilerinin beli ince, kimileri ise ikiz kuleli ve bazılarının üzerinde süsleme sanatının güzel örneklerini de görebilirsiniz. Evlere baktığımızda ise, genellikle avlusu olan evler, önlüklü ve dört odalı. Ahşap direklerle desteklenen önlükler, sofa anlamına geliyor. Kış güneşini ve yazında bolca esen meltemi alması için güney yönüne dönük inşaa etmeye dikkat etmişler. İşte, bu evlerin en dikkat çeken yerleri ise karekteristik bacaları. Muğla’ya gelen pek çok yerli yabancı turisttin dikkatini çeken bacaları, Milas’a bağlı çevre köylerde de görme olanağı var. Özellikle Milas’daki gibi bacalar Beş Parmak Dağları antik adıyla Latmos, üzerine kurulmuş Herakleia ve Labranda gibi antik yerleşimlerde bulunuyor. Macar evleri olarak da bilinen, Macar ve İtalyan ustalar tarafından batı mimarisine göre inşa edilmiş evler Milas’ın kültürel zenginlikleri arasında en yüksek yerini alıyor.
                 19. yüzyıl Türk sivil mimari örneklerinden olan Milas evleri; iki katlı, cumbalı, avlulu ve sofalı olarak yapılmıştır. Evlerde, taş – yığma karkas ve bağdadi tekniği kullanılmıştır. Kapı ve tavanların ahşap işçiliğinde kullanılan kabartma motifleri tam anlamıyla sanat eseridir.
                Geleneksel sokak dokularını da koruyan Milas, 19.yy Osmanlı kent kimliğini taşımaktadır.
Cumbalı ahşap evlerin çatılarını süsleyen bacalar; çevresi tamamen kabartmalarla bezenmiş yuvarlak, dörtgen ve ikiz kuleli olarak baca ustalarınca yapılmıştır. Bacalarda, Gümüşkesen Mezar Anıtı’ndan esinlenmeler görülür.

MABETLER ŞEHRİ’NİN BACALARI…
 
 Adını rüzgârlar tanrısı, Ailos’un soyundan gelen Mylasos’dan alan Milas’ın antik ismi ise Mylasos ya da Mylasa. Karia’nın ulusal tanrısı Zeus Karios Mabedi’nin yer aldığı Milas, aynı zamanda Karialılar’ın hac yeri durumunda olup her yanı mermerlerle kaplı olduğu için ‘Mabetler Şehri’ adını da almış. Bu kadar görkemli bir şehrin yapıların en yüksek, herkes tarafından öncelikle görülen yeri olan bacalarına da böylesi özeni göstermeleri çok normal değil mi.. Ayrıca, 3 bin yıllık kültür birikiminin izlerini taşıyan Milas, Karia, Bizans, Selçuklu, Menteşe Beyliği ve Osmanlı Uygarlıklarına ev sahipliği yapmış. Milas’da, Iasos, Labranda, Euromos ve Heraklia gibi 27 antik kentin kalıntılarını da, buralara kadar gelmişken görüp tarihe uzun bir yolculuk yapabilirsiniz.